Birkaç SNL skeci, Web Therapy ile başlayan akım ve hatta Modern Family’nin sırf Emmy için yapılmış “Hailey nerede?” bölümü… Bir gün bilgisayar ekranını kayıda almak suretiyle...
Tamamen göz pınarlarımı kurutma avına çıktığım ve ara sıra da olsa Citizenfour vari bir sinema dersine denk geldiğim belgesel janrında 2018 sinema yılının en tatlı hediyesi...
Berlin’den kadın oyuncu ve sinemada yeni perspektifler açan filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü ile ayrılmış The Heiresses aynı zamanda Paraguay’ın bu seneki Oscar aday adayı. Kadın...
Artık ödül sezonunun önemli bir parçası hâline gelen uluslararası Film Twitter, A Star Is Born güz festivallerinde seyirci karşısına çıktığından beri Lady Gaga’nın adını şakıyor. Dolayısıyla...
Çok kısa bir zaman içerisinde Hollywood’un en heyecan verici kariyerlerinden birini inşa eden Damien Chazelle’in, Whiplash ve La La Land sonrası Neil Armstrong biyografisi için kamera...
Yoğun sokak sineması romantizmi haftasının sonunda iyi ses sistemi nedir, bir sinema salonunda koltuklar nasıl yerleştirilmelidir, perdede filmin tüm renklerini görebilmemiz ne kadar önemli sorularına tek...
Film izleme rutinimin yazma eylemini içeren parçasından zevk almaya daha yeni başladım sayılır. Hâlâ da pişmek için uzun bir yolum olduğuna can-ı gönülden inanıyorum. Fakat daha...
Oscar’ın yabancı film kategorisinde bu sene İzlanda’yı temsilen gönderilen Woman at War, yaşadığı bölgedeki endüstriyel tesislere tek başına savaş açan bir kadını konu alıyor. Çevre dostu...
Grotesk aşırılıkların Yunan mümessili Yorgos Lanthimos, The Lobster ile başlayıp The Killing of a Sacred Deer ile devam eden İngilizce maceralarına şimdi de The Favourite’ı ekliyor....
Kariyerini şok etkisi ve dünya üzerinde cehennem türevleri yaşatmaya adamış Gaspar Noé ile kendimi daha az genç hissetmeye başladığım dönemde ilk kez buluşuyoruz. Dolayısıyla üniversite sıralarında...
Bizim coğrafyanın en büyük Hirokazu Koreeda sevdalılarından biri olarak Shoplifters’ın aldığı Altın Palmiye sonrası nasıl heyecan duyduğumu ve filmi ne kadar merak ettiğimi tahmin etmişsinizdir. Filmekimi...
Karikatürist John Callahan’ın hayat öyküsünü anlatan ve başlığındaki kelime oyunundan daha öteye gidemeyen Don’t Worry, He Won’t Get Far on Foot filmografisi iyice çoraklaşmış Gus Van...
Amerikan bağımsız sineması kişiye özel travmalardan sebep, bıktım insanlardan, uzun uzun binalardan, kalabalıktan, kapitalizmden sayıklamalarına Leave No Trace ile bir yenisini daha ekliyor. Yakın bir tarihte...
Matteo Garrone’nin 2015 tarihli Tale of Tales sonrası ilk kez kamera arkasına geçtiği yeni filmi Dogman, Venedik’te yaptığı prömiyerden En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönmüştü. Karanlık,...
Oscar Boy’dan film içeriğini tamamen çekip sadece televizyon yazsam ne güzel olur demeçlerim bir gün sonlanırsa blogu ve hayatımın kalanını belgesellere adama ihtimalim de mevcut. Bir...
Hiçbir anlam ifade etmeyen, kimyasal dumanıyla servis edilmiş, bir film olarak değil de optik illüzyon kulvarında değerlendirilmesi gerekenler kuşağının bu seneki önde gelen çalışmalarından biri Mandy....
Kötü olacağının kokusunu yüz kilometre öteden aldığımız işleri bir kenara koyarsam Alice Rohrwacher’ın kısık ateşte pişen, (yerseniz) modern kapitalizm ve sosyal gerçekçilik çeşnili, Happy az Lazzaro...
Esasında birkaç kötü filmi kısa kısa konuştuğum yazılardan birinde ağırlamayı düşünüyordum Kings’i. Fakat Deniz Gamze Ergüven ile aramda öyle bir bağ var ki, bu rezaleti hak...
Öncelikle bir dekatlık blog hayatımda ilk kez bir belgesel hakkında 100-150 kelimenin üzerinde bir şeyler yazmak için klavye başına oturduğumu söylemem, olası gevelemelerim için peşin peşin...
Sundance her sene daha zayıf seçkilere sahip olmayı sürdürdüğü için eleştiriliyor olsa da illa ki senenin ikinci yarısında konuşulmaya devam eden birkaç film armağan ediyor izleyiciye....