Eleştiri

Gerçek Acı – A Real Pain: Geçmişin Yükü, Bugünün Kırıkları

Yayınlandı

on

A REAL PAIN (Gerçek Acı) | Yönetmen & Senaryo: Jesse Eisenberg | Oyuncular: Jesse Eisenberg, Kieran Culkin, Will Sharpe, Jennifer Grey, Kurt Egyiawan, Liza Sadovy, Daniel Oreskes, Ellora Torchia | ABD, Polonya | 90′ | Drama, Komedi

2010’ların başında rol aldığı komediler ve elbette The Social Network‘te canlandırdığı Mark Zuckerberg performansıyla hayatlarımıza giren Jesse Eisenberg’ün elinden çıkma A Real Pain, yönetmen, senarist ve başrol olarak imzasını attığı bir yapım. Filmin çıkış noktası ise Eisenberg’ün internette rastladığı ve anlam vermekte zorlandığı turistik bir seyahat rotası. Polonya’daki toplama kamplarına düzenlenen gezilere kafayı takınca, bu kişisel yolculuğun kendi kimliği üzerindeki etkisini de sorgulamış ve tarihe bambaşka bir yerden yaklaşan bir hikâye oluşturmuş. “Soykırım hakkında anlatılacak yeni bir şey kaldı mı?” sorusuna geçtiğimiz yıl The Zone of Interest tokat gibi bir yanıt vermişti. A Real Pain ise aynı kulvarda ilerlemiyor; bunun yerine, Avrupa’nın ortasında yaşanan bu katliamı, Amerika’ya göç etmiş Yahudilerin gözünden ve bugünü de tarih olarak kaydetmeye özen gösteren bir perspektifle ele alıyor. Türkiye’de Gerçek Acı adıyla gösterime giren yapım, David (Eisenberg) ve Benji (Kieran Culkin) adındaki iki kuzeni merkezine almakta. Büyükannelerinin vefatının ardından, ona çok daha yakın olan Benji bu kaybı duygusal anlamda atlatamamış, hislerini sakınmadan dile getiren özgür ruhlu ve dobra bir karakter. David ise tam tersine, evli, çocuk sahibi, işine odaklı ve kim ne der kaygısıyla duygularını bastıran bir adam. İşte bu zıt karakterlere sahip ikili, büyükannelerinin Naziler yüzünden kaçmak zorunda kaldığı kasabaya doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bu seyahat, aralarındaki konuşulmamış tüm meselelerin de gün yüzüne çıkmasını sağlıyor.

Bir havaalanında başlayıp yine bir havaalanında sona eren A Real Pain, esas olarak Holokost turizminin absürtlüğüne ya da nesilden nesile aktarılan devasa bir travmanın zamanla şaka gibi bir atraksiyon noktasına dönüşmesine odaklanmıyor. Film, çok daha büyük bir yas duygusunun tezahürüyle haşır neşir. Tüm bu hengâmenin içinde ikincilleşen kayıpların nasıl da farkında olmadan özümsendiği ve bir acıdan diğerine savrulurken ne denli asimile olduğumuzun etrafında dikkatle dolanan diyaloglar, iki kuzen arasındaki tarifi zor iletişimden besleniyor. Bir zamanlar birbirine çok yakın olan ancak birlikte büyürken farklı yönlere savrulan iki adamın yıllar sonra yeniden bir araya gelişinde gizli bir matem var. Geçmişin, büyükannelerinin, benliklerinin ve aralarındaki samimiyetin kaybına duyulan acı, usulca her sohbetin derisinin altına işlenmiş.

Jesse Eisenberg ve Kieran Culkin’in gerçek hayattaki personasından izler taşıyan David ve Benji’yi bu kadar başarıyla canlandırmalarının altında, elbette kişisel bir aşinalık, sanat aracılığıyla hem kendileriyle hem de geçmişleriyle yüzleşme fırsatından doğan bir avantaj yatıyor. Eisenberg’ün çevresindeki insanlardan aldığı örneklerle derinlik kazandırdığı, biri mantığıyla, diğeri ise dürtüleriyle hareket eden bu iki karakterin kederle baş etme biçimleri de fazlasıyla gerçek. A Real Pain, karmaşık varlıklar olduğumuzun ve en keskin çizgilerle ayrılmış meselelerde bile duygu spektrumumuzun genişliği nedeniyle tepkilerimizin değişebileceğinin farkında. Dolayısıyla film, empati kavramıyla alışılmışın dışında, hatta zaman zaman gergin bir ilişki kuruyor. Acıları yok saymadan, en kişisel olanın en derin yarayı açacağı fikrine yöneliyor.

Benji’nin içine sıkıştığı çıkmazın temel sebebi, yaralarını geçmişe taktığı kancalarla örtmeye çalışması. Birey olamayışı, büyükannesinin boşluğunu dolduramaması gibi kişisel meseleleriyle yüzleşmek yerine, Holokost gezisindeki tur rehberinin düşüncesiz söylemlerine yüklenerek bugünün Filistin özelinde kullanılan bahanelerine bir çıkış noktası arıyor âdeta. Arkasına sığınılan acılardan arındırarak Benji’nin çekirdeğini kazımaya çalışıyor. Yine de filmin, kendi topraklarında tarihin tekerrür ettiğini görmezden gelen kaderdaşlarına yönelik net bir eleştiri sunduğundan emin değilim. Zamanlamasının fazlasıyla manidar olduğu ortada, ancak A Real Pain’in acıları hatırlatma eğiliminde olup zionist bir ajandayı örtük şekilde taşıdığına dair güçlü bir veri sunduğunu da söylemek zor.

Benim için tüm bu karşıtlıklar arasındaki asıl hazine Kieran Culkin. Final sahnesinde, şefkate aç ve yönünü kaybetmiş hâli, insanın kendi benliğiyle ilgili duyduğu endişe ve utanca dair o savunmasızlığı öylesine güçlü yansıtıyor ki, bundan daha iyi nasıl ifade edilebilirdi emin değilim. Doğru zamanda, doğru rolle buluşmanın önemini bir kez daha hatırlatan bir performans bu. Tam da duygusal olarak çırılçıplak kaldıkları bu sahneden önce, büyükannelerinin anısını sembolik taşlarla yaşatmaya çalışan iki kuzenin, komşular tarafından uyarıldığı trajikomik tartışmadan buraya geçiş ise Jesse Eisenberg’ün kendine has anlatım dilinin en belirgin örneği.

Yorum yazın...Cevabı iptal et

Exit mobile version